Skip Navigation Links
YAZAR'IN DİĞER YAZILARI
 
Makale Kategorileri
 

EN ÇOK OKUNANLAR
Alternatif yazı, resimin görüntülenemediği durumlar için.
GAZETE MANŞETLERİ
Önceki Sonraki

EŞREFİ MAHLÛKAT!

Levent Preveze
CİPDER YAZILARI - 07 Ağustos 2015 Cuma - 15:41:28  - Bu makale 817 kere okundu.
Levent Preveze 
leventpreveze@gmail.comŞeref insanın ahlaki davranışları ve sahip olduğu erdemlere göre başkaları tarafından nasıl göründüğüne dair bir değerlendirmedir.

Günümüzde insanların sık sık birbirini nitelendirdiği, çoğu kez anlamını düşünmeden sarf ettikleri bir sözcük “şeref”… Bugün birçok kavram gibi şeref sözcüğünün de içi boşaltılmış, pervasızca tasarruf edilir olmuş. Konuyu daha iyi ortaya koymak için biraz farklı açıdan yaklaşmak istiyorum.

İktisat teorisine göre bir mala biçilen değer artarsa, o mala olan talebin azalması beklenir. Tersine eğer malın değeri azalırsa talep de artmaktadır. Ya ahlaki değerlerde durum nasıl? Şeref, haysiyet, onur gibi kazanılmış sıfatlara olan talebin azalmasından değerinin yükselmesini beklemeli miyiz? Peki, öyle mi acaba? Bugün insanlar tarafından değer verilen şeyler arasında bunların yeri ne? Toplumdaki ahlaki çözülme bunun yanıtını veriyor aslında. Yani bu değerler çok da ilk sıralarda yer almıyor. Ama iktisat teorisine göre değeri düşük olduğu için talebin fazla olması gerekiyor. Oysa talep de fazla değil. Ölçümüzün materyalist bir felsefe içeren bu teoriye uymadığına seviniyorum ama aslında her şeyden daha değerli olan ve herkesin ulaşmak için yarışması gereken bu üstün değerlere olan talebin giderek azalmasına da üzülüyorum.

Dünya sevgisinin arttığı, ahlakın pragmatik (yararcı) felsefeye endekslendiği, Müslüman sayısının arttığı ancak tarihte görülmemiş bir şekilde bireyselleştirilmiş bir İslami yaşamın uydurulduğu ve revaçta olduğu, her koyunun kendi bacağından asılmak için ısrarcı olduğu günümüzde manevi ve ahlaki değerler adı var kendi yok misali kutsanan, geçmişte kalan bir masal gibi özlemle yad edilen, ama kazanmak için çok da fedakarlık yapılmayan kavramlara dönüşmüş. Bugün Allah’ın kutsal kitabı ve bir yaşam rehberi olan Kur’an’ı ölüler kitabına çeviren, yaşamını O’na göre inşa etmeyen, okuyup anlama gayreti yerine O’nu sadece kutsayan, O’nun cismini güzel kılıflar içinde başköşeye asan, okumayı ve uygulamayı ise birçok şarta bağlayarak ritüellere boğan zihniyet, bu yazımızın konusu olan şerefin ve haysiyetin ölçütünü de bu maddi unsurlara bağlamış durumda maalesef.

Öncelikle “şeref” sözcüğünün sözlük anlamını ve çeşitli disiplinlere ait terim olarak anlamını irdeleyelim.

Türk Dil Kurumuna göre şeref;

1.      Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, onur.

2.      Erdem, gözü peklik ve yetenekle kazanılmış iyi şöhret

3.      1. yücelik, ululuk, izzet, seçkinlik. iyi ahlak ve faziletler sonucu meydana gelen manevi yücelik. 2. iyi ün. İftihar edilecek şey.

 

Buradaki tanımlara göre şeref sözcüğünün birkaç özelliğinden söz edilebilir: Birincisi, şeref; başkalarının kişi hakkında yaptığı bir değerlendirme olarak görünüyor.

İkincisi, şeref; kazanılmış bir özelliktir.

Üçüncüsü, şeref; insanlar arasında ahlaki tutum ve davranışları bakımından bir derece durumundadır.

Arapça kökenli bir sözcük olan şeref,  Arapça, yücelme, öne çıkma manasındadır. Bu anlamına göre de şeref, öne çıkma, yücelme gibi sıfatlarla insanlar arasında bir ölçme, derecelendirme yapıldığını ifade ediyor.

Yani burada da şerefin insanın ahlaki davranışları ve sahip olduğu erdemlere göre başkaları tarafından nasıl göründüğüne dair bir değerlendirme olduğu anlaşılmaktadır. Ünlü birtakım şahsiyetlerin şeref hakkındaki sözlerine bakalım:

  • Şeref ve erdem ruhun süsüdür; bunlar olmasa, beden asla güzel gözükmez. Cervantes
  • Şerefe hak kazanmak, ona sahip olmaktan daha değerlidir. Thomas Fuller
  • Zenginlik ve şeref, herkesin istediği şeylerdir. Eğer bunlar doğru bir yolda kazanılmazsa, pek çabuk kaybedilir. Konfiçyus

Görünen o ki insanların kendisine ölçüt aldığı değerlerle şeref kavramına yüklediği anlamlar değişmektedir. Toplumun değer yargılarının zamana ve tarihsel süreçlere göre değişmesi normal görünse de öyle değerler vardır ki evrenseldir ve dünya durdukça değişmemelidir. Şeref de bunlardan biridir. Üstelik şeref için konulan ölçüt ilahi bir ölçütse ve o ölçüt tüm insanlığa gelen ve kıyamete kadar geçerli kılınan Kur’an’da açık seçik belirtilmişse değişmez bir ölçü olduğu kesindir.

İslama göre de şeref, takva sahibi olarak ibadetleri yerine getirmekle, günahlardan uzak durmakla kavuşacağı Allah katındaki bir derecedir. “Allah indinde en üstününüz, en şerefliniz takvada en ileri olandır” (Hucurat 13).

Hazreti Ali insanın şerefinin ilim ve edep ile olduğunu, mal ve neseb (soy) ile olmadığını söylemiş; Ebü’l Hayr el-Akta “Şerefli bir insan olabilmek için; edep sahibi olmak, farzları eda etmek, salihlerle sohbet etmek ve fâsıklardan (açıkça günah işleyenlerden) uzak durmak lâzımdır” demiştir.

Allah tarafından yaratılanların birçoğundan üstün kılınan (İsra/70), Allah’ın yeryüzündeki halifesi olan (Bakara/30), yeryüzündeki diğer canlı ve cansız varlıkların onun emrine verildiği (Casiye suresi/13) insanın, değeri ortadadır.

Yeryüzünde başıboş bırakılmadığı belirtilen insanın değerli olmasının nedenlerini;

*Allah’ın yeryüzündeki halifesi olması

*Her şeyin insan için yaratılmış olması

*Allah’ın ruhundan üflenmiş olması

*İrade sahibi olması

*Emaneti yüklenmiş olması

Şeklinde özetleyebiliriz.

Daha doğrusu insan, bu değere ve sonrasında vaat edilen ödüle aday olarak seçilen varlıktır. Verilen potansiyel ile kendisinden beklenenler onun değerini belirlemektir. İnsan potansiyeline ve kendisinden beklenenlere rağmen, gereğini yapmadığı takdirde yine aşağıların en aşağısına, yani başladığı yere dönecektir. Çünkü şeref, onur, haysiyet kazanılan erdemlerdir.

 

Sahip olduğumuz inançlar bizim hayata bakışımızı, yaşam biçimimizi, düşüncelerimize yön veren algı mekanizmalarımızı biçimlendiren en önemli unsurdur. Bu nedenle başlangıç noktamız neye, ne kadar inandığımızdır. 

 

 

Tam da burada belirtmek gerekir ki insanın kendi şerefi dışında, toplumları ve hatta ülkelerin de şerefi vardır. Genel geçer kabul gören inançlarına, uğruna fedakârlık yapılabilecek değerleri uğruna gereken çabayı sarf etmek o topluma, ülkeye şeref ve onur kazandırır.

Kendi durumumuzu veya içinde bulunduğumuz topluluğun mevcut durumunu değerlendirirken de bence ilk bakmamız gereken şey inançlarımız, kabullerimiz, değer yargılarımız ve bunlar için yaptıklarımızdır. Yapılanlar; inanılan ve savunulan şeylerle örtüşmüyorsa bunlar insanın değerini, şerefini, haysiyetini yükseltemez. Bu sadece bir kandırmadan ibarettir.

 

Sadece kendisi için değil; ailesinin, camiasının, ülkesinin ve tüm insanlığın şerefi, onuru ve haysiyeti için çalışan, fedakârlık yapan herkese selam olsun.

 

 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Etiketler; ,
Yorum Gönder
 Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
 
 
 

            TRT Haber Haberler

Son Dakika Haberleri  |  E?itim Haberleri