Skip Navigation Links
YAZAR'IN DİĞER YAZILARI
 
Makale Kategorileri
 

EN ÇOK OKUNANLAR
Alternatif yazı, resimin görüntülenemediği durumlar için.
GAZETE MANŞETLERİ
Önceki Sonraki

ÇANAKKALE RUHU

Bekir ALANOĞLU
CİPDER YAZILARI - 18 Mart 2015 Çarşamba - 18:43:22  - Bu makale 678 kere okundu.
Bekir ALANOĞLU 
b.alanoglu@hotmail.comCipder Genel Başkanı Bekir Alanoğlu'nun yeni yazısı

“Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Bilakis onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz.”  ( Bakara Suresi 154 )

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

 Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

 Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!

 Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

                                                                                                (Mehmet Akif ERSOY)

 

O gün Boğaz Tabyaları arasında en çok iş gören ve en çok hasara uğrayan Rumeli Mecidiye Tabyası oldu. Sabahtan beri muharebenin en şiddetli anlarında dahi iki sahil arasında gidip gelmekten çekinmemiş olan Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa, tabyanın feci durumunu haber aldığı zaman yine motora atlayıp Çimenlik İskelesi'nden karşı sahile hareket etti. Cephaneliği berhava olan tabyanın durumu hazindi. İstihkam yıkıntıları arasında dolaşmak da olduğu sırada bir ağacın altına uzanmış olan bir askerin hali dikkatini çekti ve yanına gidip:

" Neyin var evlat ?" diye sordu.

Nefer hemen yerinden fırlayıp esas duruş vaziyeti aldı. Çünkü sesi tanımıştı. Ama gözleri başka tarafa bakıyordu.

" Gözlerine bir şey mi oldu oğlum?"

O zaman nefer tok sesiyle " Üzülmeyin Efendim!" diye cevap verdi. " Benim gözlerim göreceğini gördü." ( Evet düşman gemilerine isabet kaydedilmiş ve düşman gemisi hareket edemez hale getirilmişti.)

Cevat Paşa sessiz sessiz ağlıyordu…

Neden mi yazıma Kur’an dan bir ayet, bir şiir ve bir hikaye ile başladım? Çünkü bu ülkeyi seven ve tarihini sahiplenen herkes gibi bende, 100 yıllık bir destanın, binlerce yıla sığmayacak bir cesaret örneğinin unutulmasını istemiyorum. Her birimizin hafızasında daima tazeliğini korumalı ve sıkıştığımız anlarda, aslında ne büyük zorlukların üstesinden gelmiş bir millet olduğumuzu ve her işin üstesinden nasıl gelebileceğimizi hatırlatmalı bizlere. Biliyorum ki uzun uzun sayfalar yazmak ya da hikâyeler anlatmak bile o günlerin kısacık bir anını tarif etmeyecek ama elimizden ancak bu kadarı geliyor. Bu milletin tarihinde o kadar çok hikâye var ki, neresinden bakarsan bak bir kahramanlık, neresinden bakarsan bak bir fedakârlık ve neresinden bakarsan bak bir imana adanmışlık… Ne güzel söylemiş milli şairimiz Mehmet Akif “Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i. Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.”

 

18 Mart 2015; kimine göre sıradan bir tarih gibi gelebilir ancak Türk Milleti adına sürekli tazeliğini koruyan 100 yıllık bir destanı simgelemektedir. Çünkü şanlı tarihimize ismi altın harflerle işlenen Çanakkale Deniz Zaferi’nin 100. yılıdır ve bizler bu zaferi kutlamanın onurunu ve gururunu yaşamaktayız. Çanakkale Zaferi: Dünya literatüründe bir dönüm noktasının yaşandığı, güç dengelerinin tamamen değiştiği, olayların akışı üzerinde Türk Milletinin belirleyici ve aktif bir rol oynadığı ve de Kurtuluş Savaşımızın ilk meşalesinin tutuşturulduğu,  milletimizin kahramanlık ve fedakarlıklarının doruk noktasına ulaştığı bir prestij ve azmin mücadelesi olmuştur. Milletimiz, Türk’ ü, Kürt’ ü, Çerkez’ i, Laz’ ı, Arnavut’ u, Arap’ ı, Boşnak’ ı… ile Çanakkale’de 18 Mart 1915 günü tüm imkansızlıklara rağmen büyük bir başarı kazanmış, birlik ve bütünlük sağlandığında zorlukların üstesinden nasıl gelineceğini bizlere ve tüm dünya ya göstermiştir.

 

Bu yazımda, kısa kısa Çanakkale ile ilgili hikâyeler ve kahramanlardan da bahsetmek istiyorum. Mesela Çanakkale Deniz Zaferinde hak ettiği ilgiyi görmediğini düşündüğüm Tophaneli Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey’ den;  Çanakkale Mevkii Kumandanı Cevat Paşa, yirmi altı mayının Nusret Mayın Gemisi’yle Boğaz’ın «Karanlık Liman» bölgesine dökülmesine karar vermiş. Geminin genç kumandanı Tophaneli Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey iki gün önce kalp krizi geçirdiğinden, Cevat Paşa bu görevi başka bir subaya vermeyi düşünmüş. Ancak Boğaz’a önceden döşenmiş olan mayın hattının nerelerde bulunduğunu, en ince ayrıntısına kadar Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey bildiğinden görevi başarıyla yerine getirme şansı arkadaşlarından fazlaymış. Nusret mayın gemisi, 7 Mart’ı 8’e bağlayan gece yarısı, sessiz dualarla demir almış, Tophaneli Hakkı’nın heyecanı son safhadaymış, kalbi yerinden sökülürcesine çarpıyormuş. “Eğer düşman donanması mayınların kokusunu alırsa hepsini temizler, ciddî bir engelle karşılaşmadan İstanbul kapılarına dayanır” düşüncesi ve içinde bulunduğu gergin durum ile taşıdığı ağır mesûliyet, Yüzbaşı Hakkı’yı ezip ufalamış. Mayın dökülme işleminin tamamlandığı rapor edildiğinde bir kalp krizi daha geçirmiş, kalbi yüksek heyecana dayanamamış. Bütün müdahalelere rağmen, Tophaneli Hakkı Bey Çanakkale limanına varamadan görevi başında şehit olmuş! Allah (c.c) “ Mekanını cennet eylesin.” Mukaddes kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’ in bazı ayetlerinde şehitlere de değinilmiş ve onların makamlarından övgüyle bahsedilmiştir.

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rab'leri katında rızıklanmaktadırlar.” ( Ali-İmran Suresi 169 )

Şehidimiz Tophaneli Hakkı Bey’ in komutasındaki Nusret mayın gemisinin döşediği bu mayınların savaşın seyrine nasıl etki yaptığını da yabancılar şu şekilde tarif etmişlerdir.

 

Ccolyen Corbet'in, "Deniz Harekatı" adlı eserinin ikinci cildinden: "Felaketlerin hakiki sebebi keşif ve tayin olununcaya kadar çok geçmedi. Gerçek şu idi ki, 8 Mart gecesinde Türkler, haberimiz olmadan Erenköy Koyu'na paralel olarak 26 mayın dökmüşler ve keşif gemilerimiz, aramaları esnasında bunlara rastlamamışlardı. Türkler bu mayınları özel amaçla manevra sahamıza koymuşlar, gösterdiğimiz bütün ihtiyata rağmen baş döndürücü bir zafer kazanmışlardır."

 

Bahriye Nazırı Winston Churchill 1930'da "Revue de Paris" dergisinde olayı şöyle yorumlamıştır: "Birinci Dünya Harbi'nde bu kadar insanın ölmesine, harbin ağır masraflara mal olmasına, denizlerde onca ticaret ve savaş gemisinin batmasına başlıca neden, Türkler tarafından o gece atılan o incecik çelik halat ucunda sallanan yirmi altı demir kaptır."

 

Dünya, Çanakkale'de Türk milletinin kahramanlığına, cesaretine, onurlu direnişine tanıklık etmiştir. Çanakkale Savaşları aynı zamanda, donanım üstünlüğünün ve sayısal gücün, savaşı kazanmada tek başına yeterli olamayacağını ortaya koymuştur. Çanakkale’de emsalsiz fedakârlıklarıyla tarihe damgasını vuran şehitlerimiz, Mehmet Akif Ersoy’un şiirinde  “Gömelim gel seni tarihe desem, sığmazsın.” mısrasın da da söylendiği gibi tarihlere sığmayacak kadar büyüktür.

 

Ve yine bir kahraman; Koca Seyit adıyla bilinen aslında bedeninden ziyade imanıyla, yüreğiyle kocaman olan Havranlı Seyit Ali Onbaşı. Çanakkale Cephesi'nde topçu eri olarak göreve başlamış, tabyasında bulunan mermi kaldırma vincinin, boğazlardaki ağır bombardıman sonucu parçalanması üzerine, ayakta kalan 3 numaralı topun ağzına mermi sürülmesi işi yapılamamıştır. Bunun üzerine Genelkurmay’ ın savaş sırasındaki envanter kayıtlarına göre 215 kilogram, bir rivayete göre de 276 kilogram olan topu Allah’ ın da yardımı ile kaldırıp 3 defa namluya sürmüş, üçüncü atışında müttefik zırhlısına ağır yara verdirmiştir. Atılan mermi geminin anında yan yatmasına neden olmuş, daha sonra Nusret Mayın Gemisi' nin döktüğü mayınlardan birine çarpmış, gemi bu yaradan kısa bir süre sonra alabora olarak batmıştır. Bu yüzden komutanı Seyit’ e onbaşılık rütbesi vermiş, daha sonra Seyit Ali Onbaşı'dan top mermisi sırtındayken fotoğraf çekilmesi istenmiş, ancak Seyit Ali Onbaşı ne kadar zorlasa da top mermisini kaldıramamış, “Yine savaş çıksın, yine kaldırırım” demiştir. Bundan sonra fotoğrafı maket bir mermiyle çekilmiştir.

 

'Çanakkale Geçilmez' dedirten kahramanlarımız, milletimizin iman ve inanç gücünü tüm dünyaya bir kez daha duyurmuş olup vatana sahip çıkma ve özgür yaşama kararlılığımız güçlü biçimde ortaya konulmuştur. 18 Mart 1915'te kazanılan Deniz Zaferi, Çanakkale'yi denizden geçmeyi tasarlayanları düş kırıklığına uğratırken, askerlerimize büyük güç ve moral vermiş, direniş gücünü artırmıştır. Türk askerinin elindeki kısıtlı olanaklara karşın, dünyanın büyük güçlerini denizde bozguna uğratmış olması, 25 Nisan 1915'te başlayan kara savaşlarında da zafere ulaşılmasının yolunu açmıştır.

 

Çanakkale, bir milletin varoluş mücadelesidir. Çanakkale Zaferi, Birinci Dünya Savaşı’nda kahraman askerlerimizin, cihanı hayrete düşüren kahramanlık destanıdır. Bu zafer, anaların evlatlarını bağrına basıp; başına kurbanlık koyun gibi kınalar yakıp cepheye gönderdiği bir savaştır. İnanç, vatan sevgisi, dayanışma, birlik ve beraberlik duygularının, zamanın en güçlü ve donanımlı ordularına karşı koymadaki üstün başarısını gösteren bir mücadeledir Çanakkale. Anadan, yârdan, evlattan geçip vatan diye diye can verenlerin kanıyla yazdığı bir destandır Çanakkale.

 

Değerli dostlar Çanakkale Savaşı: “İmanın, inancın ve vatan sevgisinin harmanlanmasıyla görünürde imkânsız olanı başarmanın örneğidir.” Dönemin süper güçlerinin ülkemiz ve milletimiz üzerine gerçekleştirmek istedikleri kötü emellerini yok etmiş, imanın ve azmin zaferini dünya ya göstermiştir. O güçler, bütün kirli hesaplarının üzerinde Cenab-ı Hakkın hesabının olduğunu düşünememişlerdir. Çanakkale Deniz Zaferi: “İmanın, inancın ve vatan sevgisinin tüm imkânsızlıkların nasıl üstesinden gelinebileceğini ancak iman ve azme sahip milletler tarafından gerçekleşebileceğini bütün dünya ya göstermiş olup, bu büyük destan Türk Milleti önderliğinde ve onlara her türlü maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen İslam Ümmeti’ nin ruhu ile gerçekleşmiştir.

 

Milli Şairimizin dediği gibi “Tarihe sığmayan” bu kahramanlar, milletimizin gönlünde daima var olacaktır. Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin yıldönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, ebediyete intikal eden kahramanlarımızı rahmetle, minnetle ve dualarla anıyoruz. Yazıma iki şairin mısralarıyla son verirken tüm meslektaşlarıma selamlarımı ve saygılarımı sunuyorum…

 

Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır;            Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır!            Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.

 

       (Mithat Cemal KUNTAY)                                            ( Mehmet Akif ERSOY )

 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Etiketler; Bekir Alanoğlu,
Yorum Gönder
 Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
 
 
 

            TRT Haber Haberler

Son Dakika Haberleri  |  E?itim Haberleri