Skip Navigation Links
YAZAR'IN DİĞER YAZILARI
 
CiPDER DUYURULAR
Makale Kategorileri
 

GAZETE MANŞETLERİ
Önceki Sonraki
Alternatif yazı, resimin görüntülenemediği durumlar için.
EN ÇOK OKUNANLAR

CAN’A KIRILAN GÖNÜLLER

Cem Alemdar Albayrak
CİPDER YAZILARI - 09 Aralık 2015 Çarşamba - 13:10:38  - Bu makale 608 kere okundu.
Cem Alemdar Albayrak 
alemdar61_@hotmail.comKırlan gönüller nasıl tamir olacak?
 07 Aralık 2015 Pazartesi günü Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan "Bizim Saray" adlı yazıyla ilgili personelimizden çok fazla tepki geldiğini gördüm. Bununla ilgili bir analiz yapmak istedim.

Söz konusu yazıda Can Dündar'ın ifadelerini sizlerle paylaşmak ve anlama üzerine bir değerlendirme yapalım elimizden geldiğince.

Yazıda üç paragrafta bizlerden bahsetmiş, biz iki pragrafına bakalım ne yazmış Dündar:

1-Aralık ayazı ağır demir kapının aralığından soğuk nefesini üflemeye başladı.

Alafranga tuvaletin deliği, konuştukça kötü kokular yayan bir gardiyan ağzı gibi, bu toplama kampının içinde biriken pisliği yayıyor etrafa...

2-Az sonra bir infaz koruma mangası gelip kaçıp kaçmadığımı kontrol ediyor. Gayet kibarlar... Avluya açılan kapıyı açıp “Allah kurtarsın” diyerek gidiyorlar.

Birinciden başlayalım:

"Alafranga tuvaletin deliği, konuştukça kötü kokular yayan bir gardiyan ağzı gibi, bu toplama kampının içinde biriken pisliği yayıyor etrafa..."

Her şeyden önce belirtmek isterim ki ceza infaz kurumlarında genellikle tuvaletler alaturkadır. Alafranga tuvaletler çok az sayıda ve özellikle engelli mahkûmlar için yapılmıştır. Kusmuş olduğu düşünceleri görünce bu yazara da bu tuvaletin düşmüş olması isabet olmuş gibi geliyor, zira edep, hayâ, vs. konularda bir takım  sıkıntınları (engellilikleri var diyemiyorum,engeli arkadaşlara hakaret olur endişesiyle) var gibi…

Bunun dışında kendi işine gelen durumlarda kibarlıkla tanımladığı infaz ve koruma memurları, yalnızken ve memurlarla iletişimi yokken, kısacası arkaları dönükken birden ağzı kokan gardiyan oluveriyorlar. Oysa biz çalıştığımız kurumlarda insanlıktan nasibini almamış bölücü teröristlere siyasi tutsak, devrimci vb. övgüler yağdıran; bunun yanında kamu güvenliği için canını ortaya koyan güvenlik güçlerine, Devlet görevlilerine ve insanlara her şeye rağmen ikinci bir şans vermek üzere gece gündüz zor şartlarda görev yapan cezaevi çalışanlarına hakaretler, iftiralar atan nice “aydınlar (!)” gördük. Onlar sadece konuşurken değil yaşarken de kötü kokular yayarlar, çünkü biz onları hak etmediği halde ortamıza ve çoğu kez de yüksek yerlere koymuşuzdur.

Açıkçası, öfke ile, kin ile ya da siyasi bir tepkiyle veya nasıl bir düşünceyle yazmış olursa olsun, kaleminden fırlattığı bu yazıda, sözde edebi bir sanat yapmış olmak için yazdığı o cümle tamamen  hakaret ve dahi tahrik içeriyor. Öncelikle hiçbir meslektaşım bu cümlede yazan yakışıksız ifadeyi hak etmiyor.

Ama biz alışık olduğumuz bu tür saldırılara karşı edebimizle kalıp görevimizi yaptık hep. Tutuklanmayı, mahkum olmayı cezaevlerine gelen insanlardan ve ailelerinden öğrendik biz. Hürriyetin anlamı konusunda empati de yapabiliyoruz. Burada da önce en önemli hak olan hürriyetinden yoksunluk dolayısıyla mazur görmeyi, empati yapmayı; bizi ve kurumlarımızda yapılan iyi işleri görene, tanıyana kadar yani ilk travmayı atlatana kadar görmezlikten gelme anlamında sessiz kalmayı biliriz. Ama burada cümlenin üstüne bakıyorum, altına bakıyorum tersten okuyorum, düzden okuyorum; neden böyle yazmış, empati yapmaya çalışıyorum. Bir haklı sebep bulamıyorum.

Şayet personelin ağız kokusundan bahsediyorsa, bu personel kendisi gibi binlerce dolarlarla çalışan insanlar değil. Zor koşullarda çalışan, çocuklarının nafakasını helal yoldan kazanmak için büyük bir fedakarlık içinde görevini yerine getiren, ağzı da, teri de emek kokan insanlar. Şayet mecaz anlamda söz ediyorsa bu kokudan ve personelin kendisine karşı kötü sözlerini ima ediyorsa ki daha sonra çok kibar olarak tanımladığı hiçbir personelimizin ona karşı kötü bir söz söyleyeceğine inanmıyorum. Aksine bilgi çağında olan toplumumuz kimden ne tür kokular yayıldığını online olarak görüyor.

Bir film seyretmiştim yıllar önce şimdi ismini hatırlayamadığım. Galiba bir gazeteci cezaevine denek olarak giriyordu. Orada kendisine karşı yapılmayan eziyet kalmıyordu. Acaba yazar bu filmimi seyretti de bizi mi test ediyor diye bile düşündüm. Nerden bakarsanız bakın bunun kabul edilebilir bir yanı yok.

Benim buradan arkadaşlarıma ricam, yasal ve ahlaki sınırı zorlamadan; hakaret, küfür içermeyen; düzeyli bir şekilde tepkilerini ortaya koymaları. Ayrıca, Cipder'in bu hususta hukuki olarak ne yapılabileceği konusunda çalıştığını biliyorum. Diğerlerinde olduğu gibi gereken ne ise hukuki olarak yapılacağı bildirildi.

İkinci paragrafta  "Az sonra bir infaz koruma mangası gelip kaçıp kaçmadığımı kontrol ediyor. Gayet kibarlar... Avluya açılan kapıyı açıp “Allah kurtarsın” diyerek gidiyorlar."

Sayımın ne olduğunu bilmeden ön yargıyla yazılmış bayağı sözler… Belki de muhterem sanıyor ki herkes onu gözlüyor, sadece onu kontrol ediyor. Ayrıca burada infaz ve korumaların kibar olduklarından bahsediyor. Alışkanlığı galiba… Bu iltifat üzerine belki de yarın arkadaşlar sayımı daha hızlı yaparlar, odası daha az soğur!

Ama ben yine iyi niyetle, empati yaparak anlamaya çalışıyorum. Odasına "günaydın" diyerek gelen, "Allah kurtarsın" diye çıkan; kibar tavırlar sergileyen ve manga halinde falan da gezmeyen memurlarımızı görünce, kendisine geçmiş tecrübelerini abartılı olarak aktaran eski arkadaşlarının söyledikleriyle veya okuduklarıyla birbirini tutmaması üzerine yaşadığı hayal kırıklığı ve tutukluluğunun ilk günlerinin travmasıyla eli silahlı, asık yüzlü, kötü kokan ve manga halinde gezen birtakım varlıklar görüyor olabilir.  Allah şifa versin.

Tabi bu arada basın sektöründeki kişi ve kurumların ceza infaz kurumlarına ilk hakaretleri, ilk karalama çabaları değil. Sayısız defa bunları yaşadık, mesela bunlarla ilgili Cipder, yasal anlamda yapılabilecek şeyleri yaptı; dizi yapımcılarını RTÜK’e şikayet etti, yasal süreçleri başlattı, sonucunda özür, tekzip ve açıklama aldığımız çeşitli çabalarımız oldu.

Netice olarak bu ifadeler, meslektaşlarımızı ve bizleri kırdı. Tekziple bu işi geçiştirebilirler ama kırılan gönülleri nasıl tamir ederler bilemem.

Arkadaşlarımızı biraz daha sağduyulu, anlayışlı ve mutedil olmaya davet ediyorum.

Üzülmeyin, biz bizi biliyoruz.Ve en önemlisi Allah biliyor yeter..

 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Etiketler; can, dündar,
Yorum Gönder
 Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
 
 
 

            TRT Haber Haberler

Son Dakika Haberleri  |  E?itim Haberleri