0 312 419 14 48

0 312 418 88 68

0 507 532 95 30

ÜYELİK BİLGİSİ SORGULA

Anasayfa Tüzük Üyelik Yönetim Mağaza İletişim Hakkımızda Sık Sorulan Sorular

SON DAKİKA

Üyemiz Soner Veda Annesini Kaybetti



CEM ALEMDAR ALBAYRAK
SUİZAN
(Bu Yazı 852 Kez Okundu.)


Değerli meslektaşlarım,

Çok zor geçen bir yılın ardından, 2021 yılına girdik. İçinde olduğumuz pandemi sürecinde bir yandan birçok insan gibi sağlık sorunlarıyla boğuşurken bir yandan görevimi icra etmeye çalıştım. Bu arada hem geçmiş yaşamımı hem de bu günümü her zamankinden daha fazla gözden geçirme şansı buldum. İçinde olduğumuz bu günlerde yakınlarımızdan, sevdiklerimizden ayrı kaldık, hastayken bile birbirimize yardım edemedik. Yakınlarımızı kaybettik, cenazesine bile katılamadık. Bu çaresizlik duyguları bana yardımlaşma ve dayanışmanın önemini daha da derinden hissettirdi. Bu noktada sizlere CİPDER ile tanışma hikayemi anlatmak istiyorum.

2008 yılıydı. Tarsus C Tipi Kapalı Cezaevi’nde görev yapıyordum. Bir gün Ankara’da infaz ve koruma memuru olarak çalışan bir arkadaşım Tarsus Cezaevi’ne tayin oldu. Yıllar önce Pozantı’da Cezaevi Personeli Derneğini kurduğumuz için dernek işlerine çok meraklıydım. Arkadaşıma:

"Ankara’da CİPDER adlı bir dernek kurulmuş. Bu dernek hakkında ne biliyorsun?" diye sordum.

O da bana üstünkörü bir açıklamada bulundu:

"Boş ver bu derneği." dedi, “Bir başkanı var, 2000 -3000 TL maaş alıyor. Bir de altına cip vermişler adamın."  Meslektaşımın anlattıklarına inanıp bu derneğe uzak durdum. Bir gün Derneğin kurucu genel başkanı Bekir Alanoğlu beni aradı.

"Cem Bey, sizin dernek işlerinde deneyimli olduğunuzu öğrendim. Bize katılır mısın?" diye sordu. Birden arkadaşımın anlattıkları aklıma geldi. Keyfim kaçtı. Dobra dobra konuştum:

“Başkanım, ben sizin derneğinizde çalışamam." dedim. "Sizin çalışma sisteminiz bana uymaz. Siz 2000- 3000 TL maaş alıyormuşsunuz. Bir de cipiniz varmış. Ben mevki ya da para meraklısı değilim. Bu yüzden sizinle çalışamam."

Bekir Bey gayet mütevazı bir şekilde yanıtladı:

"Bunları size kim anlattı bilmem ama bunların hiçbiri doğru değil. Bu öncelikle Dernekler Kanunu’na göre mümkün değil." dedi. "Ne maaşı ne cipi. Ben bir kuruş maaş dahi almıyorum.  Aksine kuruluş aşamasında cebimden çok harcama yaptım. Bunlar bizi tanımayanların iftiralarıdır."

Bekir Bey'le konuştuktan sonra çok büyük bir hata yaptığımı anladım. Kendi kendime söylendim. Öncelikle meslektaşıma inanarak ön yargılı olmam fevkalâde yanlıştı. Ben duyduklarımı araştırıp soruşturmadan inanmış, zanla hareket etmiştim. Bekir Bey’e:

"Şayet böyle bir şey yoksa çalışırım. Ben Karadenizliyim. Doğruları söylemekten çekinmem."

Daha sonra Bekir Bey'le tekrar konuşunca ikna oldum. Süs biberi gibi orada duramayacağımı, aktif bir şekilde çalışmak istediğimi belirttim. O da kabul etti. "Bizde hiyerarşi yok, herkesin eşit söz hakkı var. Benim orada ne kadar yetkim varsa senin de o kadar var yetkin var." dedi. "Yönetime sunar ve yönetimi ikna edebilirsen her projeyi uygulatabilirsin."

Bu bana hem güven hem de güç verdi. O günden bu yana derneğin yönetiminde özverili bir şekilde çalışmaya devam ediyorum.

Bu hikayeyi anlatmamın sebebi o zamandan bu zamana kadar hiçbir şey değişmediğini ifade etmek istemem. Başkanımın dediği gibi safsatalar, iftiralar ve çarpıtma yalanlar bugün de son hızla devam ediyor. Oysa yıllardır birçok meslektaşımıza ve yakınına el uzattık. Sizlerin desteğini, vefasını, sevgisini onlara ilettik. Hiç birimizin yalnız olmadığını kamuoyuna gösterdik. Kuruluş amacımız olan yardımlaşma ve dayanışma için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Tabi ki eksiklerimiz, yanlışlarımız vardır; sonuçta gönüllülük esasına göre çalışan amatör insanlarız, zira dernekçilik profesyonelce yapılmaz.

Anlamakta zorluk çektiğim şeylerden biri; bir meslek grubunun sadece iyi niyetle çaba gösteren kendi meslektaşlarını neden karalamak istediğidir. Bir insan tanımadığı bir insana sadece güvenilmez bir kaynaktan duyduğu safsatalarla neden iftira eder! Bu dernek yönetiminde sizin gibi insanlar var, hepsi ceza infaz kurumu emektarı. Biraz düşününce yapmasının mümkün olmadığı anlaşılacak şeyleri yapmış gibi dedikodusu yapılan bu insanlara neden magazin programlarındaki ünlüler gibi muamele ediliyor! Sanıyorum ki yüz yüze geldiğinde tek kelime edecek cesareti olmayan; yaşantısındaki olumsuz şeyleri değiştirmek için bir şey yapacak iradeye sahip olmayan insanlar günümüzde klavye başında, gölgelere saklanıp ışığı taşlamayı bir marifet sayıyor. Aksi halde akleden, düşünen, hakkını arayan, basiret sahibi bir insanın araştırmadan, bir bilene sormadan başkası hakkında yargıda bulunması son derece yanlış bir tutumdur. Doğru olsa dahi gıybet olmasın diye kimseye taşınmaması gereken şeyler bugün iftira olma ihtimali düşünülmeden pervasızca yayılıyor. Oysa Rabbimiz Hucurat Suresi’nde şöyle buyurmuyor mu; “Siz ey iman edenler! (Birbiriniz hakkında kötü) zandan şiddetle kaçının! Unutmayın ki zannın bir kısmı ağır bir vebaldir! Birbirinizin gizli saklısını da asla araştırmayın ve birbirinizin gıybetini etmeyin!

Haksız ithamlarda bulunmak, kamuoyunu ve meslektaşlarımızı iftiralarla meşgul etmek dine, genel ahlak kurallarına uygun olmamakla birlikte hukuka da aykırılık teşkil etmektedir. Bir kez daha hatırlatmak isterim ki müddei, iddiasını ispatla mükelleftir. Bu şekilde fitneye sebebiyet vermek, altından kalkılamayacak bir vebali de beraberinde getirecektir. Derneğimiz faaliyetleriyle şeffaf bir şekilde çalışmalarını yürütmekte olup her türlü denetime de açıktır. Bugüne kadar ne bir soruşturma  açılmış ne de olumsuz bir durumla karşılaşılmamıştır. Bakmayı, görmeyi bilenler için bu dernek takdire şayan hizmetler yapmıştır. Yıllardır işimizden arta kalan tüm zamanda dernek işleriyle meşgul oluyor, sizlerin bilip, görmediğiniz, duymadığınız dertlerle hemhal oluyor; kendi çapımızda çözümler üretmeye çalışıyoruz. Birçok hizmetimizi ise “bir elin verdiğini diğer el görmemeli” şiarı nedeniyle açıkça paylaşamıyoruz. Bazı şeylerin reklamının yapılmaması gerektiğini düşünüyor, sizlerden bizlere güvenmenizi, desteklemenizi bekliyoruz. Amacımız önce Allah’ın rızasını kazanmak, meslektaşlarımıza yönelik hayra vesile olmak, hayırla yâd edilmek ve bâki kalan bu gök kubbede hoş bir sadâ bırakmaktır. Bizim tek kazancımız bunlardır.

Bir kez daha ifade etmek isterim ki başlatılan bu kara propagandaya karşı kimseye kendimizi ispat etme gereği duymuyoruz. İnanıyoruz ki bizi bilen biliyor, bilmeyen ise kendisi gibi biliyor. Biz de diyoruz ki bizi bilmeyen ne bilsin? Bilenlere, akledip düşünenlere; araştıranlara, zandan uzak duranlara selam olsun. Selametle kalın…

Diğer Yazarlar

Yazarın Diğer Yazıları

CEM ALEMDAR ALBAYRAK

KENDİMİZİ NASIL İFADE EDELİM?

CEM ALEMDAR ALBAYRAK

SOSYAL MEDYA PAYLAŞIMLARI

CEM ALEMDAR ALBAYRAK

Adalet Bakanı Bayram Ziyaret

CEM ALEMDAR ALBAYRAK

BİZİM PUSULAMIZ ADALETTİR

CEM ALEMDAR ALBAYRAK

MAÇ YENİ BAŞLADI!


YORUMUNUZ

Adınız Soyadınız
Doğrulama Kodu
Yorumunuz

Yorumlar (1 Adet)



  • 04.02.2021-Ahmet Pervane

    Banada aynısını anlatmışlardı  bende çekinmeden aradım konuştum yetmedi gittim Ankaraya yerinde gördüm Her şeyi. 

    Allah sizden ve tüm kurucu üyelerden ve dahi destek olanlardan razı olsun